|
KARŞIYAKA MAHALLESİ
MAHALLE MUHTARI: MİKAİL HAR
TELEFON: ( GSM) 543 823 84 68 EV: 432 612 41 97
NÜFUS VERİLERİ
Türkiye İstatistik Kurumu 2008 Yılı verileri itibariyle, mahalle nüfusu 2200 hane ve 1905 kişidir.
Gevaş ilçesinin alan olarak en büyük mahallesidir. Ulaşımı kolay yeşil ve şirin bir mahalledir. Van Tatvan karayolu üzerinde Van gölü kıyısındadır. Geçmişi Urartulara kadar uzanan mahalle Gevaş ilçesinin ilk yerleşim alanları arasında yer alır. Urartular, Ermeniler ve daha sonraki yüzyıllarda diğer Türk Devletleri'nin hakimiyetinde kalır ve Ortaçağ kaynaklarına göre, dönemin önemli bir iskan ve ticaret merkezidir. Son olarak Selçukluların egemenliğine girer. 14. ve 15. yüzyıllarda yapılmış olan cami, türbe gibi mimari eserlerle mezar taşları bunun en büyük göstergesidir. Mahallede bulunan tarihi eserler üslûp yönünden Selçuk devrinin asaletini hatırlatan niteliklere sahiptir.
İZZETTİNŞİR CAMİİ
Aynı adla anılan kalenin doğu tarafında kurulmuş olan mahallenin içerisinde, bahçeler arasındadır. Halk arasında İzdişir Camii olarak anılmaktadır. Daha önce Prof. Dr. R. Hüseyin Ünal tarafından değerlendirilen cami üzerinde başka bir çalışma ve yayın yoktur.

Cami kuzeyine sonradan eklenen medrese ile kompleks bir yapı oluşturmaktadır. İlk yapı olan caminin İzzeddin Şir (İzdişir) Camii" olarak anılmasından başka yapımına ilişkin kitabe ve vakfiye gibi belgelerin bulunmaması tarihlendirilmesini güçleştirmektedir. Ancak camiye adını veren İzzeddin Şir isminden hareketle tarihlendirmek mümkün görülmekle birlikte; Şerefname'ye göre, yöreye hakim iki İzzeddin Şir bulunmaktadır. İlki 1387'de Timur'un Van ve çevresine istilası sırasında Van-Hakkari hakimidir ve 1410 yılma kadar idarecidir; ikincisi ise, Hakkari Beyi Esedüddin Zerrin-cenk'in oğlu İzzeddin Şir olup, 1470–1502 yılları arasında hüküm sürmüştür. Bunlardan I. İzzeddin Şir zamanında caminin yapıldığı kabul etmek daha uygun olacaktır. Çünkü Lynch (Armenia Travels anda Studies, London 1901 C.2 s. 125) camide gördüğü zengin işlemeli ahşap minberden bahsetmekte ve kendisine aktarılan kitabesine göre bunun 850/ 1446–47 yılında Hüsrev Paşa tarafından inşa ettirildiği ve caminin onartıldığı belirtilmektedir. Bu durumda cami, 14. yy. sonlan ile 15. yy başlarında yapılmış olmalıdır.
Medrese ise, batıya bakan taç kapısı üzerindeki bugün tahrip olmuş ve okunamayacak durumda olan kitabesine göre (Cemal Karasu, Van Gevaş, s.9'da cami imamı N. Arvas'a dayanarak verilmiş) Abdullah Han tarafından 1003 h. 1594–1595 m. (ebcedle) tarihinde eklenmiştir.

Cami de kare planlı harimden meydana gelmiştir. Harim mihrap önünde kubbe bulunan üç sahınlı bir plan göstermektedir. Mihrap önü kubbesi ve bunun iki yanındaki dikine beşik tonozla örtülü bölümlerden oluşan birinci sahın, gerisinde ise enine düzenlenmiş diğer iki sahın yer almaktadır. Sahınlar arasındaki üçer kemer açıklığı birbirlerine geçişi sağlamaktadır. Boydan boya uzanan sivri beşik tonozlarla üzerleri örtülmüştür. Güneydeki mihrap önü kubbesi kuzeyden "L" şeklindeki payelere diğer yandan duvar payelerine oturmaktadır. Üç yönden sivri kemerlerle desteklenen tromp geçişli kubbe kasnaksız olarak yansıtılmıştır.

Camiye kuzey cephenin ortasın yer alan, sivri kemerli bir girinti içerisinde düz atla taşlı kapıdan girilmektedir. Kapı ve cami kuzey cephesi sonradan eklenen medresenin avlusunda kalmaktadır. Kapı dışında, bir pencere ile iki mihrabiye bu cepheyi tamamlayan unsurlardır. Kapıdan birkaç basamak inilerek harime geçilmektedir. Harimde dikkati çeken tek unsur, girişin tam karşısında ve kapı ekseninde yer alan kıble duvarına yerleştirilmiş mihraptır.
Mihrap son yapılan onarımlarda kısmen bozulmakla birlikte orijinal yapısını muhafaza etmektedir. Düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiş olup, dışa yarım daire biçiminde taşıntı yapmaktadır. Mihrabı üç yandan hafif iç bükey süslemesiz genişçe bir silme çerçevelemektedir. Küçük ve gösterişsiz mihrap, yarım sekizgen planlı bir niş ve bunu örten yarım küre bir kavsaradan oluşmaktadır. Burmalı yivlerle süslü kaytan silme, sivri kemer şeklinde niş ve kavsarayı dolanmaktadır. Kaytan silme son onarımlarda ortadan kaldırılmıştır. R. Hüseyin Ünal tarafından yayınlanan cami ile ilgili makale de mihrabın eski durumunu tanıma fırsatı doğmuştur.
Bunun dışında harim son onarımlarda sıvanmış ve boyanmıştır. Duvarların üst seviyelerine açılan pencereler mazgal şeklindedir. Bunların bir kısmı sonradan kapatılmıştır. Bu yüzden içerisinde loş bir aydınlık hakimdir.

Kuzeyden camiyle bütünleşen medrese, enine dikdörtgen planlı ve avluludur. Camiye sonradan eklenmiş olup, doğudan aynı hizada, batıdan ise dışa taşıntılıdır. Medreseye batı cephenin ortasından bir taç kapı vasıtası ile girilmektedir.
Taçkapı, içice iki girintinin belirginleştirdiği bir özellik taşımaktadır. Dıştaki iki köşeden sütuncelerin sınırlandırdığı sivri kemerli girinti şeklindedir. Buradaki sütunceler ters ve düz "V" yivlerle hareketlendirilmiştir. Ayrıca iki sıra halinde mukarnaslı başlıklara sahip
sütuncelerin üzerinden sivri kemer başlamaktadır. İçteki girinti daha sathi olup, mukarnaslı kavsarayı andırmaktadır. İki yandan kemercik dizisi şeklinde ince birer şerit alt kesimini sınırlandırmaktadır. Bunun üstünde yedi basamak halinde daralan kavsara yer almaktadır. Kavsara, karşılıklı basamakların köşelerine yerleştirilmiş, üçer dilimli yelpaze bingiler sayesinde üçgen bir görünüm kazandırılmıştır. Ortasında enine dikdörtgen biçimde iki satırlık kitabe yerleştirilmiştir. Alttaki kapı açıklığı basık kemerli bir şekildedir.

Rumi ve kıvrım dallarla süslü bir zemin üzerinde yer alan Arapça kitabenin metni şöyledir.
Kitabe, Türkçeye şöyle aktarılabilmektedir :
Bu hazire, mutlu, merhum, Tanrı 'nın merhametine ve bağışlamasına muhtaç olan Şah Sarimüddin Mehmet içindir. 593/1197 Yılının Saf er (Ocak) ayında vefat
Kapıdan giriş eyvanı ile avluya ulaşılmaktadır, avlunun üç yanına "U" biçiminde medrese odaları sıralanmıştır. Dikdörtgen planlı bu odaların üzerleri beşik tonozlarla örtülüdür. Duvarlarda düzgün kesme taş, örtüde moloz taşlar kullanılmıştır.
Cami ve medrese son yapılan onarımlarla günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün son yaptırdığı tamirler sırasında yapı özgün birçok inşai özelliğini yitirmiş, hatta orijinalde olmayan bir minare batı tarafına eklenmiştir. Eski resimlerde bu durum açıkça izlenebilmektedir. Bu minare caminin batı duvarına bitişik, kare kaideli ve silindirik gövdelidir. Kısa bir petek ve külahla sonlanmaktadır. Tamamıyla kesme taştan yapılmıştır.
Her ne kadar medrese sonradan eklense bile bu şekilde cami-medrese birlikteliği A. Selçuklu Devri'nde karşımıza çıkan bir özelliklidir. Kayseri Hacı Kılıç Cami ve Medresesi bunun en iyi örneğidir. Ayrıca mihrap önü kubbeli enine sahınlardan oluşan cami harimi, yine Anadolu'da erken devirden itibaren yaygın bir kullanımı olan plan şemasıdır. Bitlis Ulu Cami (1155), Kayseri Huant Hatun Cami (1238) buna yaklaşan cami planlandır.

Cami, anıtsal taş mimarisi ve mihrap önü kubbesiyle vurgulanan cami plan şeması açısından önem taşımaktadır. Bugün mahallede azalan nüfusunu getirdiği sıkıntılarla olsa gerek, yaygılardan ve cemaatten yoksun cami "Eski Cuma Camii" olma özlemini her an içinde taşımakta; ezan okunması bile, kendisine bir teselli olmaktadır.
GEVAŞ HALİME HATUN KÜMBETİ
Dr. Mehmet TOP
Gevaş'ın sembolü olan kümbet, bu mahallededir Çelme Hatun olarak da bilinen kümbet Şehitler mezarlığının güney-doğu köşesinde yer alır. Gerek mimari ve gerekse bezemeleriyle Osmanlı öncesi Türk sanatının en zarif örneklerinden birisini teşkil eder. Mezarlık ve özellikle bu kümbet 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında batılı seyyahların ve bilim adamlarının dikkatini çekmiştir Türk bilim adamlarının çalışmaları ise 1950 li yıllardan itibaren başlamaktadır. Kümbet ve yazıtı hakkında ilk bilimsel araştırma, 1956 yılında Oktay Aslanapa tarafından yayınlanmış; bunu M. Oluş Arık’ın 1967'deki kısa bir tanımı ile Rahmi H. Ünal'ın 1976’daki ayrıntılı yayını izlemiştir. Beyhan Karamağaralı da, 1972'de yayınladığı Ahlat mezartaşları ile ilgili eserinde, Gevaş mezarlığından ve buradaki bazı şahide ve sandukalardan söz etmektedir
Bu tarihte yöre ilhanlı hakimiyetinde olup, Ebu Said Bahâdır Han'ın dönemi içerisinde yer almaktadır. Siyasi iç mücadelerin oldukça yoğunlaştığı bu devrede Melik İzzeddin'in Van ve çevresine hakini olduğu anlaşılmaktadır. Çelme Hatun kümbetinin kitabesinde babasının ismi bulunmamasına rağmen bu Melik İzzeddin'in, H.715/1315 tarihli vakfiyede geçen Emir İzzeddin Şir bin Melik Esed ile aynı şahıs olduğunu tahmin edilmektedir. Böylece 1315-1335 yıllan arasında Van ve çevresine Melik İzzeddin hakim olduğu anlaşılmaktadır.Bunu Celme kitabesinden anlamaktayız
Giriş kapışı üzerindeki inşa kitabesine göre, Melik îzzettin tarafından 1335 yılında vefat eden Halime Hatun adına yaptırılmıştır. Ayrıca güney cephesindeki tek satırlık kitabeden kümbeti inşa eden mimarın Ahlatlı Pehlivan Havendoğlu Esed olduğu anlaşılmaktadır,
Kümbet iki katlı olarak gerçekleştirilmiş olup, kare planlı cenazelik ile onikigen gövdeden oluşmaktadır. Yapı içten kubbe dıştan onikigen piramidal bir külahla örtülmüştür.
Kümbetin cenazelik katma kuzeydoğu köşesindeki merdivenle inilmektedir. Buraya doğu cephenin kuzeyine kaydırılmış kapıdan girilmektedir. Kare planlı iç mekân doğu batı doğrultusunda beşik tonozla örtülmüştür. Cenazeliği aydınlatmak için doğu, batı ve güney duvarlarının ortalarına birer mazgal pencere açılmıştır. Bu pencereler dıştan fistolu bir bordürle çerçeve içerisine alınmıştır. Ayrıca mazgal açıkları Bursa kemerli bir girinti içerisine yerleştirilmiştir.
Kübik oturtmalıktan köşelerindeki ikişer pah ile onikigen gövdeye geçilmektedir. Gövde ile oturtmalık arasında üstteki bitkisel kıvrık dal rumi şeklinde, alttaki üçlü düğüm yapan zencerek şeklinde geometrik Örgülü iki şerit dolanmaktadır. Onikigen gövdenin her bir yüzeyi üstten Bursa kemeri biçiminde onlara. Birer girinti içerisine alınmıştır. Kuzey cepheye taç kapı: güney doğu ve batı cephelere birer pencere; aralardaki ikişer cepheye ise, alttan ve üstten istiridye kabuğu şeklinde son bulan üçgen profili nişler açılmıştır.
Kuzey cepheye yerleştirilmiş giriş kapışı, iki yandan burmalı silindirik gövdeli sütüncelerle sınırlandırılmış mukarnas kavsaralı girinti içerisinde düz atkı taşlı açıklıktan ibarettir. Kapı açıklığı alttan oturtmalığın başlangıç seviyesine kadar inmektedir. Köşelerdeki sütünceler ise yüzeyi çerçeveleyen girinti hizasında tutulmuştur. Dört sıra mukarnasla oluşturulmuş kavsara üçgen görünümlü olup mukarnas yuvarları ince uzun dilimler halinde üçlü yelpazelerle şekillendirilmiştir. Ayrıca taş kapı lentosu üzerine iki satırlık inşa kitabesi yer almaktadır.
Diğer üç yöndeki pencereler de taç kapıya benzer mukarnas kavsaralı olarak düzenlenmiştir. Pencere girintilerinin köşeleri pahlanmış olup, üzerleri bitkisel birer şeritle bezenmiştir. Bunlardan güney yüzdeki pencere atkı taşı üzerine usta kitabesi yerleştirilmiştir. Taç kapı dışındaki pencereler fistolu, üçgen profili nişler geometrik örnekli şeritlerle dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmıştır. Ayrıca her yüzeyin üst ortasına birer, taç kapı ve pencerelerin kavsara köşeliklerine beşer gülbezek yerleştirilmiştir. Bunlardan köşeliklerdeki gülbezeklerden yukarıda kalan üçü damla şeklinde içleri simetrik rumi ve palmetlerle doldurulmuştur. Alttaki dairesel gülbezekler ise, kapalı bir şişleme göre örülmüş üçerli daireden oluşmaktadır. Panoların üst ortamdaki gülbezekler ise, iki katlı yapraklarla teşkil edilmiştir. Gövdenin üst kesimi dört şeritle zengin bir şekilde süslenmiştir. Bunlardan bir ve üçüncüsü yani yazı şeridinin alt ve üstündeki iki şeritte fisto dolanmaktadır. Fisto şeridi. Birbirinin aynı. Simetrik olarak yerleştirilmiş bir çift rumi ile bir palmetin birer atlamalı sıralanmasından meydana gelmektedir, ikinci sıradaki yazı şeridi celi sülüs hatla yazılmış, Kur'an-ı Kerim'den Fetih süresinin 1-13'üncü ayetlerinden oluşmaktadır. Üstte saçak altında da iki sıra mukarnas dizisinden oluşan bir şerit dolanmaktadır.
Kümbeti dıştan örten onikigen piramidal külah, kaval silmelerle meydana getirilmiş beş sıra halinde üç dilimle kemerlerle hareketlendirilmiştir.
Yapı İçten de onikigen planlı olarak düzenlenmiştir. İç mekânı örten kubbeye geçiş köşelerde küçük istiridye yivleriyle sağlanmıştır Duvarlar süslemesiz bırakılmış olup, içerisi basık kemer açıklıklı pencerelerle aydınlatılmıştır.
Halime Hatun Kümbeti'nin adı inşa kitabesinin yanlış okunması neticesinde "Celme Hatun Kümbeti" şeklinde değiştirilmek istenmiştir. Ancak kitabenin Epigraf Erdoğan Çavuşoğlu tarafından etraflıca tetkik edilmesi neticesinde isminin Halime Hatun olduğu teyit edilmiştir,
Halime Hatun kümbeti, bir hanım adına inşa edilmesinden olsa gerek zarif ve dengeli yapısıyla Türk-İslâm mezar mimarisinde önemli bir yere sahiptir. Geometrik ve bitkisel süsleme şeritleri, gülbezekler, damla motifleri celi sülüs yazı kuşağı, mukarnaslar ve diğer süslemeleri İle Selçuklu geleneğini sürdürmektedir. Bunun dışında köşeleri pahlanmış kübik oturmalık, onikigen gövde ve onikigen piramidal külahlı yapısı ve cephelerindeki üçgen profili nişleri ile Doğu Anadolu ve özellikle Van Gölü çevresindeki kümbetlerle benzerlik göstermektedir. Bunlardan 1396'da yapılmış Ahlat'taki Erzen Hatun Kümbeti’yle yakın bir benzerlik içerisindedir. Bunun yanında Erciş'teki Kadem Paşa Hatun Kümbeti (1458). Erciş Zortul (Nişancı) Kümbeti (XV yy. başları) ile Kayseri Döner Kümbet (XIII. yy III. çeyreği) kübik oturtmalık onikigen gövdeleri ve piramidal külahlarıyla benzerlik göstermektedir,
Kümbetin içerinde bulunduğu Tarihi Türk Mezarlığı ihata duvarıyla çevrilerek koruma altına alınmıştır. Kümbet yakın bir tarihte Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Ancak külahında biten otlar yapıya zarar vermektedir. Bunların temizlenmesi yapının görünümü yanında zarar görmesini de önlemiş olacaktır.
Kümbet gerek mimarisi ve gerekse bezemeleri İle Osmanlı öncesi Anadolu Türk sanatının en zarif örneği olarak mezarlığın hemen kuzeyinde yer alan Van-Tatvan karayolundan geçenleri cezp etmektedir.
MEZARTAŞLARI
Gevaş Hişet Mezarlığı
Van'ın Gevaş ilçesinde, Van-Tatvan devlet karayolunun 38. km. sinde Van gölü kıyısında yer almaktadır. Mezarlığın ortasından geçirilen bir asfalt yol mezarlık alanını ikiye ayırmıştır*. Güney kanatta mezarlığı bir anıt taç yapı süslemektedir ki bu Celme Hatun kümbetidir. H.736/1335 yılında Van Beyi Melik İzzeddin tarafından yaptırılmıştır. Mezarlık alanında yüzlerce mezartaşı bulunmakta ancak zamanla toprak altında kalmış ve tahrip olma tehlikesi geçirmiştir. Ahlat'tan sonra Türk sanatının en güzel mezartaşlarını burada görmek mümkündür. Çoğunluğunun XIV. yüzyılın ikinci yarısına ait olan bu mezar şahide ve sandukalarının beyaz kalkerden yapılmış olması Ahlat mezartaşlarmdan farklı bir özellik gösterir. Ancak tarih ve sanat yönünden onlar kadar önemli bir niteliğe sahiptir. Ahlat'ta çalışan sanatkarların bir kısmının burada da çalışmış olması ve eserlerinin bulunması Gevaş mezarlığının tarihî olduğu kadar sanat tarihimiz açısından da büyük öneme sahip olduğunu gösterir. Faiz Demiroğlu mezarlıkta 707/1307 tarihli en eski sahideyi tesbit ederken, bizim mezarlıkta tesbit ettiğimiz en eski mezartaşı H.740/1340 tarihlerine aittir. Bununla beraber Hiset Mahallesi içerisinde Beyler Mezarlığında belirlediğimiz şahidenin tarihi ise H.714/13 H dir. Çelme Hatun kümbeti çevresinde 7e mezarlığın kuzey kana tında oldukça sanatkârane işlenmiş sandukalı ve şanideii mezarlar çoğunluktadır. Bunlar birer sanat eseri olduğu gibi aynı zamanda Türklerin yöreye gelişierinin çok açık belgeleridirler. Şunlar arasında başta devlet adamları olmak üzere emir ve Fakihlerin mezarları ve bunların aile ferdlerine ait sandukaları bulunmaktadır.
Yörenin siyasî tarikine ışık tutması açısından önemli gördüğümüz bazı emirlere ait mezar kitabelerini veriyoruz. Hemen belirtelim ki Gevaş mezarlıklarında bunların dışında da "emir" ve "melik" unvanını taşıyan mezartaşları bulunmaktadır
Gevaş Beyler Mezarlığı
Hişet kalesinin güney eteklerinde aynı adı taşıyan mahallede bahçeler arasında daha küçük bir alana yayılmışı ikinci bir mezarlık alanı daha vardır ki bunu nazire olarak da tanımayabiliriz. Yöre halkı tarafından "Beyler tepesi" veya "Beyler mezarlığı" anlamına gelen Gelemiran adıyla anılmaktadır16. Buradaki mezartaşlan sayı bakımından az olmalarına rağmen isçiliği ve zeraf eti ile sandukaların görkemli oluşu çok dikkat çekicidir.
Bu mezarlık alanında ağır tahribat sözkonusudur. Özellikle Mahale içinde bulunması ve bakımsızlığı nedeniyle mezartaşlan dağılmış, yuların verdiği aşınma nedeniyle kitabelerinde aşınmalar olmuştur.
Gevaş Hişet kalesi
Kale Van-Tatvan Karayolunun Gevaş ayrımında göl kıyısından 200 m. kadar içeride göle ve ovaya hakim bir tepe üzerinde yer almaktadır. Bugün oldukça harap bir durumda bulunan kalenin Selçuklu vs Osmanlı devirlerinde de kullanıldığını yapılan sur duvarları ve ele geçen buluntular göstermektedir. Ancak kale düzlüğünde devamlı tarım yapılması buradaki birçok kalıntıların yok olmasına yol açmıştır. Kalenin güneyinde ise, buradaki su kaynağından kaleye su sağlayan künkler bulunmuştur.
|